Ege'nin Kayıkları
Bir Görsel Envanter ve Kültürel Miras Projesi

I. GÖRME BİÇİMİNİ DEĞİŞTİRMEK: MANZARADAN NESNEYE
Ege kıyılarında bir balıkçı kayığına bakmak, geleneksel görsel hafızamızda genellikle ufuk çizgisiyle birleşen bir eylemdir. Fotoğraf sanatı ve popüler kültür, bu imgeyi yıllarca dinginlik, kaçış ve kartpostalları süsleyen kusursuz bir estetik üzerinden yeniden üretmiştir. Ancak bu proje, alışılageldik bakış açısını dikey bir düzlemde kırarak, yerleşik romantizmi brütal bir gerçeklikle takas etmeyi seçer.
Burada kayık, artık denizin, limanın veya coğrafi bir manzaranın tamamlayıcı unsuru değildir. Çevresel bağlamından tamamen soyutlanmış, boşlukta asılı kalan saf bir "nesne"dir. Bakış açısının 90 derecelik bir açıyla tam tepeye taşınması, ufuk çizgisini yok eder ve izleyiciyi kayığın formuyla baş başa bırakır. Bu tercih, bir manzara fotoğrafı değil, bir tipoloji çalışmasıdır.

İzleyici artık bir "sahneye" değil, incelenmesi gereken bir "veri setine" bakmaktadır. Saros'tan Köyceğiz'e uzanan hat üzerinde taranmış görsel bir koleksiyon.
II. DOLAYLI PORTRELER VE YAŞAM İZLERİ
Serideki kadrajların hiçbirinde insan figürü yer almaz. Ancak bu insansızlık, projenin aslında derin bir insan hikayesi anlatmasına engel değildir; aksine, bu hikayeyi daha çarpıcı kılar. Bu yaklaşım, öznenin kendisini göstermeden, ona ait nesneler üzerinden varlığını tanımlayan "Dolaylı Portre" (Indirect Portraiture) disiplininin bir yansımasıdır.
Tepeden bakıldığında, bir balıkçı teknesinin güvertesi, sahibinin parmak izlerini taşıyan mahrem bir alana dönüşür.

NESNELERİN DİLİ: YÜZEN BİR "EV"
Evden getirilmiş parça halılar, bacağı koparılarak tekne zeminine uydurulmuş plastik bir tabure, motorun yağlı aksamının hemen yanına iliştirilmiş bir çaydanlık veya özenle istiflenmiş ağlar...
Bu nesneler, teknenin sadece bir üretim ve av aracı olmadığını; denizin ortasında izole bir "yaşam alanı", yüzen bir "ev" olduğunu kanıtlar. Balıkçının yüzünü görmeyiz; fakat onun konfor arayışını, pragmatik çözümlerini ve deniz üzerindeki yalnızlığını bu nesnelerin diliyle okuruz.
III. METODOLOJİ: GÖLGESİZ GERÇEKLİK VE IŞIK
Fotoğraf disiplininde öğlen güneşi, yarattığı sert kontrastlar nedeniyle genellikle kaçınılan bir ışık koşuludur. Ancak bu proje için güneşin en tepede olduğu saatler (11:00-15:00), bilinçli ve zorunlu bir teknik tercihtir.
Bu tercihin amacı, atmosferik bir duygu yaratmak değil; bir tarayıcı (scanner) titizliğiyle yüzeyi belgelemektir. Gölgelerin saklanacak yer bulamadığı bu dik ışıkta, formlar hacimlerini yitirmeden tüm detaylarıyla görünür hale gelir. Ahşabın damarları ve boya katmanları klinik bir netlikle izleyiciye sunulur.
IV. DOKU, PATİNA VE DİRENİŞ
Projenin estetik omurgası, endüstriyel olanla zanaatın çatışması üzerine kuruludur. Fiberglas teknelerin pürüzsüz, tekdüze ve endüstriyel soğukluğuna karşı; ahşap tekneler kusurlu, değişken ve karakterli bir duruş sergiler.
Yıllar boyunca üst üste sürülen farklı renklerdeki boyalar, tamir macunları, deniz tuzunun ve güneşin yarattığı korozyon, her teknenin yüzeyinde eşsiz bir "patina" oluşturur. Bu doku, dijitalleşen ve standartlaşan bir çağda, analog yaşamın ve el emeğinin son direnişidir.

V. BİR KÜLTÜREL MİRAS ENVANTERİ
Projenin çıkış noktası, kişisel bir gözlemden doğan toplumsal bir farkındalıktır. Çanakkale kıyılarında çocukluk hafızasında yer eden o renkli ahşap formların yerini, tek tip beyaz fiberglas teknelere bıraktığını görmek, bu çalışmayı estetik bir arayıştan bir "Kültürel Miras Projesi"ne dönüştürmüştür.
2022 yazında, Saros Körfezi’nden Köyceğiz’e uzanan geniş kıyı şeridinde, 130 farklı noktada gerçekleştirilen bu belgeleme çalışması, zamana karşı verilmiş bir yarıştır.
GELECEĞE BIRAKILAN GÖRSEL HAFIZA
Kayıt altına alınan her kare, belki de 10 yıl sonra Ege sularında rastlayamayacağımız bir dönemin estetik tutanağıdır.
"Ege'nin Kayıkları", sadece estetik bir fotoğraf serisi değil; dolaylı portreler aracılığıyla insanı ve zamanı kayda geçiren somut bir kültür mirası envanteridir. Bu, unutulmaya yüz tutmuş bir zanaatın ve yaşam biçiminin gelecek nesillere bırakılmış görsel hafızasıdır.

